Mimar Sinan - Yusuf bin abdullah



Avukat Ayhan Tuncer

Vakıf Evladı M. İ. Yönel

Show TV Röportajı

ATV Röportajı

Samanyolu Röportajı

Orjinal Vakıfname

Ş İ K A Y E T
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

 
30.07.2009 tarihinde
Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticilerinden
 

 Yusuf BEYAZIT
(Vakıflar Genel Müdürü)

 

 Aydın SEÇKİN
(Vakıflar Genel M. Vekili)

 

 Oya Ercil
(1. Hukuk Müşaviri)
 

 İbrahim POLAT
(Strateji Gelişt. D. Bşk.)

 

 Ahmet VURGUN
(Strateji G. Daire Bşk V.)
 

 İzzet GÜNGÖREN
(Mazbut Vakıflar Şb. M.)

 

hakkında mevzuata aykırı iş ve işlemleri sebebiyle Vakıf evlatları şikayet dilekçesi vermişlerdir.
 

Sayın Başsavcılık makamınca soruşturma dosyası tüm ekleri ile birlikte 06.08.2009 tarihinde Başbakanlığa gönderilerek “soruşturma izni” talep edilmiştir.

 





16.09.2009 tarihli basın açıklaması - Avukat Ayhan Tuncer
Konuşmacı: Avukat Ayhan Tuncer
Tarih: 16.09.09
 
 
Değerli Basın Mensupları ;
 
Basın açıklamamıza gösterdiğiniz ilgi nedeniyle teşekkür ederiz. Hepiniz hoş geldiniz.
 
Ben Avukat Ayhan TUNCER
 
Avukatlığını yaptığım Sayın Hasan Sinan YÖNEL’in isteği üzerine düzenlediğimiz bu basın toplantısını ben ve Hasan Sinan’ın oğlu, vakıf evladı  Sayın Mustafa İlker YÖNEL ile birlikte düzenliyoruz.
 
Hasan Sinan Yönel, bu basın açıklamasını kendi ağzından yapmak istedi. Ancak kendisi 1924 doğumlu, 85 yaşında olup şu anda sağlık sebepleriyle yurtdışında bulunmaktadır.
 
Müvekkilim Hasan Sinan YÖNEL ve (yanımda oturan) Mustafa İlker YÖNEL, dünyaca ünlü Mimar Sinan’ın soyundan gelen öz torunlardır. Bunda hiçbir tereddüt yoktur.
 
Sizlere biraz önce dağıttığımız yazılı basın açıklamasında ve eklerinde bu konunun tartışmasız ve açık kanıtları bulunmaktadır.
 
Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşayan ve sultanın başmimarı olan Mimar Sinan kendi adını taşıyan “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” adında bir aile vakfı kurmuştur.
 
Bu vakfın orijinal el yazması senedi beşyüz yıldır kuşaktan kuşağa geçerek Mimar Sinan’ın şu anda yaşayan torunlarına ulaşmıştır. Gelecek nesillerin emaneti olan bu vakıf senedi, aile tarafından özenle korunmaktadır. Vakıf senedinin orijinali ve Türkçe tercümesine vakıf evlatları tarafından hazırlanan web sitesinden kolaylıkla ulaşmak mümkündür.      
 
Ailenin son dört kuşağı tarafından sürdürülen 74 yıllık hukuk mücadelesiyle ilgili gelişmelerin, kısa bir süre önce ulusal basında yayınlanması üzerine, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün şu anda görevi başında olan yönetimi tarafından bu habere tekzip ve ardından basın açıklaması yapılmıştır.
 
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün basın açıklamasıyla
MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH’ın, bilinen, dünyaca ünlü Mimar Sinan olmadığı, başka bir dönemde yaşadığı, Hasan Sinan Yönel’in Mimar Sinan’ın soyundan gelmediği” şeklinde özetlenecek bir iddia ortaya atılarak yeni bir tartışma, polemik başlatılmıştır.
 
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün basın açıklamasında “dünyaca ünlü bilinen Mimar Sinan’ın kurduğu vakfın ‘’Ağırnaslı Sinan Ağa Bin Abdurrahman Vakfı’’ olduğu, müvekkilim Hasan Sinan Yönel’in ise basın gücünü kullanarak kendisiyle hiç ilgisi bulunmayan meşhur Mimar Sinan’in ve bu vakfın üzerinde hak iddiasında bulunduğu iddia edilmiştir.
 
Oysa müvekkilim Hasan Sinan YÖNEL’in şu ana kadar varlığından haberdar olmadığı ‘’Ağırnaslı Sinan Ağa Bin Abdurrahman Vakfı’’ üzerinde hiçbir hak iddiası olmamıştır.
 
Ancak, Hasan Sinan Yönel’in, dünyaca ünlü Mimar Sinan’ın soyundan gelen öz torunu olduğu ve Mimar Sinan tarafından kurulan “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH VAKFI” üzerinde hak sahibi olduğu kesinleşmiş Yargı kararları ve tarihi gerçeklerle belgelenmektedir. .

Müvekkilim Hasan Sinan Yönel’in dedesi olan ve bilinen dünyaca ünlü Mimar Sinan’ın asıl adı Yusuf Bin Abdullah olup, Mimar-ı Sultani Sinanuddin, o dönemde kendisine Kanuni Sultan Süleyman tarafından verilen bir unvandır. Bu unvan yeni Türkçe’ye “dinin zirvesindeki Sultanın Mimarı” olarak çevrilmektedir.
 
Şu anda elimde tuttuğum belgeler tarafınıza verilen dosyada 9,10 numaralı belgedir. (belgeyi görmek için tıklayınız) Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün resmi yayınlarından “Vakıflar Dergisi”nin, 1941 tarih ve 2. sayısının, 448. ve 449. sayfalarıdır. Bu dergi, yine, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2006 yılında yeniden yayınlanmıştır. Yazıda dünyaca ünlü Mimar Sinan tarafından yapılan İstanbul’daki Büyükçekmece Köprüsü anlatılmakta, özellikle bu köprüde bulunan kitabeden bahsedilmekte, kitabesinde köprüyü yapanın “YUSUF BİN ABDULLAH” olarak kayıtlı olduğu ve Mimar Sinan’ın adının “YUSUF BİN ABDULLAH” olduğu bilgileri  verilmektedir.  

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün basın açıklaması kendi resmi yayınlarını inkar
etmektedir.
 
Büyükçekmece Köprüsü, depremlere, sellere dayanarak bugüne gelmiştir. Köprü de , kitabe de hala yerinde sapasağlam duruyor ve 500 yıllık tarihe tanıklık ediyor. Üzerindeki Osmanlıca kitabenin bir fotoğrafı çekilerek Türkçe’ye çevrilmesi yeterlidir.
 
Şu anda elimde tuttuğum belge 12 numaralı belgedir., (belgeyi görmek için tıklayınız) Türk Tarih Kurumu’nun 2002 tarihinde çıkardığı “TÜRK TAŞ KÖPRÜLERİ” adlı kitabın 145. sayfasıdır. Sayfa Büyükçekmece Köprüsüne ayrılmış olup, köprü kitabesinde eserin “YUSUF BİN ABDULLAH” tarafından yapıldığının yazılı olduğuna işaret edilmiştir.                                                                                        
Şu anda elimde tuttuğum belge 13 numaralı belgedir., (belgeyi görmek için tıklayınız)  ailenin yaşayan evlatları tarafından, 1994 tarihinde Büyükçekmece Mahkemeleri kanalı ile yaptırılan tespitte alınan bilirkişi raporudur. Mahkemece görevlendirilen bu bilirkişi tarafından verilen 09.06.1994 tarihli bilirkişi raporunda “bu köprünün 16. YY’da Mimar Sinan tarafından yapıldığı ve kitabesinde eseri yapanın “YUSUF BİN ABDULLAH” olarak kayıtlı olduğuna” işaret edilmiştir.

Şu anda elimde tuttuğum belge 14. numaralı belgedir., (belgeyi görmek için tıklayınız)  tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’nın 1945 senesinde yayınlanan “MİMAR KOCA SİNAN” adlı kitabının 136. ve 137. sayfalarıdır. Bu sayfalarda Balat Naibliği’nin (o dönemin noteri) 4 no’lu sicil defterinin 19. yaprağındaki kayıtların orijinal metni ve Türkçe çevirilerine yer verilmiştir.
 
Yazıda bahsedilen kayıtlar Kanuni Sultan Süleyman döneminde, padişahın kişisel mülkü olan bazı taşınmazların satış senetleridir.

136. sayfada, satış senedi orijinal metninin kopyası bulunmaktadır. Yazar aynı sayfada “SİNAN AĞA BİN ABDURRAHMAN” ile “YUSUF BİN ABDULLAH”ın aynı kişi olup, dolayısı ile satış sözleşmesinde satıcı ve alıcının aynı kişi olduğu, Kanuni’nin verdiği ünvanla satıcı sıfatında “SİNAN AĞA BİN ABDURRAHMAN” ismini, kendi vakfının mütevellisi (yöneticisi) olarak da alıcı sıfatında öz “YUSUF BİN ABDULLAH” ismini kullanarak sözleşmenin yapıldığına işaret etmektedir.
                           
 Yine kitabın 137. sayfasında, (günümüzde Mimar Sinan’ın türbesinin bulunduğu bahçe ile ilgili) satış senedinin

1. maddesinde, satışa konu yerin, Sultan-ı Azam’a (Kanuni Sultan Süleyman’a) ait olduğu,  

3. maddesinde Sultan-ı Azam vekili olarak Sinan Ağa Bin Abdurrahman’a yetki verildiği,

5. maddesinde ise mülkü kendi vakfı adına almak üzere vakıf yöneticisi “YUSUF BİN ABDULLAH”’ın hazır bulunduğu ve satış işleminin bu şekilde gerçekleştiğine işaret edilmektedir.
Yine Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşamış, Mehmet Çelebi adındaki yazarın “Tezkiretü’I Ebniye” adında bir el yazması eseri bulunmaktadır.

Mimar Sinan’ın biyografisi niteliğinde bugüne gelebilen bilinen tek el yazması eser olması sebebiyle önemlidir.

Bu orijinal el yazmasında da Mimar Sinan’ın adı “YUSUF BİN ABDULLAH” olarak kaydedilmiştir. Detaylı bilgi tarih kitaplarımızda ve Büyükçekmece Belediyesinin güncel resmi web sitesinde bulunmaktadır.
Şu anda elimde tuttuğum belgeler ise orijinal vakıf senedinin kopyası ve Türkçe tercümeleridir. (belgeleri görmek Vakfiye bölümüne bakınız)

Bu belge örneklerine vakfın web sitesinden ulaşabilirsiniz. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün basın açıklamasında; “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH VAKFI” nın kuruluş tarihinin bilinen dünyaca ünlü Mimar Sinan’ın yaşadığı dönemden çok çok önce olduğu, bu nedenle bilinen Mimar Sinan tarafından kurulmasının imkansız olduğu iddia edilmektedir.

Bu dayanaksız iddiayı açıkça çürüten en sağlam kanıt yine elimizdeki vakıf senedidir.

Orijinal vakıf senedinde, vakfedenin adının “YUSUF BİN ABDULLAH” olduğu yazılıdır. Ayrıca vakfa terk edilen taşınmazların sınırlarını belirlemek üzere gösterilen komşu taşınmazların sahiplerinin isimleri de vakıf senedinde yazılıdır. 

Vakıf senedinde adı anılan komşu mülk sahipleri araştırıldığında, hepsinin Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşamış kişiler olduğu kolaylıkla tespit edilmektedir.
 
Dikkat ediniz. Kurum tarafından bizim Mimar Sinan’ın Kanuni döneminde yaşamadığı iddia edilmektedir. Sadece bir örnek verelim:
Vakıf senedinde adı geçenlerden biri “MEVLANA MÜDERRİS HÜSAMEDDİN HÜSEYİN EFENDİ”dir.

Bu değerli hoca hakkında yaptığımız araştırmalarda, kendisinin Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşadığı, devlete üstün hizmetlerde bulunduğu, adının başındaki “Mevlana” sıfatının o dönemde büyük kimseler için kullanıldığı, “müderris” sıfatının da günümüzün “profesör” ünvanına karşılık geldiği; “MEVLANA MÜDERRİS HÜSAMEDDİN HÜSEYİN EFENDİ”nin şair olduğu, “Kimya-yı Saadet” adlı eserin tercümesini yaptığı bilgilerine ulaşılmıştır. 
 
Şayet Vakıflar Genel Müdürlüğünün teorisini doğru kabul ederek, vakfeden “YUSUF BİN ABDULLAH”ın Kanuni Sultan Süleyman döneminden önce yaşadığını varsayarsak,

vakfın kuruluş tarihinde daha doğmamış ve İstanbul’a dahi gelmemiş (Hemedan’lı) “MEVLANA MÜDERRİS HÜSAMEDDİN HÜSEYİN EFENDİ”nin gelecekte ünlü mimarın komşusu olacağını, yani yaklaşık yüz sene sonra yaşayacak insanları öngörüp, vakfiye senedini düzenleyen dönemin kadısını da ikna ederek vakıf kurduğunu da kabul etmek gerekecektir.

BU KARA MİZAHIN TA KENDİSİDİR.
                          
Değerli basın mensupları ; 
 
Vakıflar Genel Müdürlüğü bir tarih otoritesi değildir. Ne vakıflar kanunu ne de diğer mevzuatlarla kendilerine böyle bir görev verilmemiştir.

Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tekzip ve basın açıklamaları yoluyla ortaya çıkardıkları bu tartışma, tüm dünyanın sevip saydığı, ülkemizin yetiştirdiği ve dünyanın en önemli mimarlarından olan ve günümüzde MİMAR SİNAN olarak anılan “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH”ın vasiyetine ihanet, şahsının aziz anısına ve bugün yaşayan torunlarına en büyük hakaret olmuştur.

Vakıf evlatlarının hak iddialarını geri çevirmek amacı ile tarihi gerçekleri bile inkar edecek düzeyde, gerçek dışı beyanlarla kamuoyunu yanıltan Vakıflar Genel Müdürlüğünün başta Genel Müdür Sayın Yusuf Beyazıt olmak üzere ilgili yöneticileri ve ilgili basın müşaviri oluşan bu durumdan ortaklaşa sorumludurlar.
Basın açıklamasında yer alan ve doğrudan müvekkilim Hasan Sinan YÖNEL ile diğer vakıf evlatlarını hedef alan bir başka iddia da “basın gücünü kullanmak suretiyle kendileriyle hiçbir ilgisi bulunmayan meşhur Mimar Sinan’ın adı ve vakfı üzerinde hak iddiasında bulunmaya çalışıldığı”dır.

Açık hakaret ve iftira niteliği taşıyan bu iddia da haksız, asılsız olup, aileyi derinden yaralamıştır.     
  
Basında çıkan haberler üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tekzip ve basın açıklaması ile ileri sürdüğü MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH’ın bilinen, dünyaca ünlü Mimar Sinan olmadığı, başka bir dönemde yaşadığı, Hasan Sinan Yönel’in Mimar Sinan’ın soyundan gelmediği” şeklinde özetlenecek iddiasının gerçeklerle uzaktan, yakından ilgisi yoktur.

Vakıf evladı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğünden haklarını talep eden müvekkilim Hasan Sinan Yönel’in talepleri,  vakıflar kanunu ve yargı kararları açıkça çiğnenmek suretiyle, geri çevrilmektedir.

Bu hukuka aykırı eylemler sebebiyle haklarında savcılık soruşturması devam eden Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticilerinin Mimar Sinan’ın vakfına ve vasiyetine sahip çıkmamaları ve soyundan gelenleri mağdur etmeleri sebebi ile kamuoyunda oluşabilecek hassasiyet ve tepkilerden çekinerek böyle gerçek dışı beyanlara yöneldikleri tahmin edilmektedir.  
 
 
Kurumun bu iddiaları başta müvekkilim Hasan Sinan Yönel olmak üzere, Mimar Sinan’ın yaşayan, bütün torunlarını derinden yaralamıştır.
 
Bu nedenlerle ve aile onurunun korunması için iş bu basın açıklamasının yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğünün bir an önce bu hatalı tutumdan geri adım atması beklenmektedir.
 
Kurumun basın açıklaması “basın yoluyla kişilik haklarına açık saldırı” mahiyetinde olup, ilgililer hakkında gerekli yasal yollara müracaat edilecektir.

Müvekkilim Sn. Hasan Sinan Yönel adına,
kamuoyuna en derin saygılarımızla bildiririz.
 
Av. Ayhan TUNCER 
 



Detaylı bilgileri burdan seçiniz

Basında çıkan haberler

Hukuk danışmanlarımız

Hukuk
Başdanışmanımız

 Avukat
A y h a n
Tuncer


TUNÇ HUKUK BÜROSU
Ankara

Tel: 0 312 - 231 25 40

ayhantuncer04@hotmail.com
 

Dernek kuruluşu

MAĞDUR VAKIF 
EVLATLARI DERNEĞİ 

KURULUŞ ÇALIŞMALARI 
BAŞLATILMIŞTIR


Katılmak isteyenler

0312 - 231 25 40

miy@yusufagavakfi.com



Habertürk Gazetesinin
gösterdiği ilgiye teşekkür ederiz.


Akşam Gazetesinin
gösterdiği ilgiye teşekkür ederiz.


 
MAY-Hosting CMS 3.5 - Avukat Ayhan Tuncer - Basın açıklaması - Mimar-ı Sultanı Sinanuddin atik Yusuf bin Abdullah