Mimar Sinan - Yusuf bin abdullah



Avukat Ayhan Tuncer

Vakıf Evladı M. İ. Yönel

Show TV Röportajı

ATV Röportajı

Samanyolu Röportajı

Orjinal Vakıfname

Ş İ K A Y E T
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

 
30.07.2009 tarihinde
Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticilerinden
 

 Yusuf BEYAZIT
(Vakıflar Genel Müdürü)

 

 Aydın SEÇKİN
(Vakıflar Genel M. Vekili)

 

 Oya Ercil
(1. Hukuk Müşaviri)
 

 İbrahim POLAT
(Strateji Gelişt. D. Bşk.)

 

 Ahmet VURGUN
(Strateji G. Daire Bşk V.)
 

 İzzet GÜNGÖREN
(Mazbut Vakıflar Şb. M.)

 

hakkında mevzuata aykırı iş ve işlemleri sebebiyle Vakıf evlatları şikayet dilekçesi vermişlerdir.
 

Sayın Başsavcılık makamınca soruşturma dosyası tüm ekleri ile birlikte 06.08.2009 tarihinde Başbakanlığa gönderilerek “soruşturma izni” talep edilmiştir.

 





MAZBUT VAKIFLAR ARASINA ALINIŞINDAKİ USULSÜZLÜKLER


VAKIF YöNETİMİNE EL KONULMASI ve

MAZBUT VAKIFLAR ARASINA ALINIŞINDAKİ USULSÜZ İŞLEMLER

Yüce Mimar; MİMAR SİNAN tam unvanı ve öz ismi ile “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” adı altında öz mal varlığından şanına yakışır büyüklükte bir vakıf kurmuştur.

Vakıf şartnamesine göre, ailenin Vakıf evlatlarınca nesilden nesile, 1922 yılına kadar, 350 seneden fazla idare edilerek yaşatılan Vakıf, o zamanın Evkaf Vekaleti tarafından vakıf mütevellisi Fatma Baise hanım’ın elinden geçici idareye alınmıştır. Fatma Baise Hanım 1929 senesinde vefat etmiştir. 

1935 senesinde 2762 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte; (Fatma Baise hanım’ın oğlu) Vakıf evladı Derviş Mustafa Yönel, bu yasanın tanıdığı haklardan yararlanarak vakıf senedindeki vasiyetlere uygun olarak, vakfın idaresinin tekrar aileye teslimini ve galle fazlası gelirlerinin aileye ödenmesini sağlamak düşüncesiyle bir takım girişimlere başlamıştır.

1942 yılında İstanbul Asliye Üçüncü Hukuk Mahkemesi 17.07.1942 tarih ve 941/1272 esas sayılı kararı ile Derviş Mustafa Yönel nesilden gelen Vakıf evlatdı olduğunu kanıtlayan kararı almıştır.
 


O Dönemin Vakıflar Genel Müdürlüğüne bu mahkeme kararı ibraz edilerek vakfın idaresinin geri verilmesi talep edilmişse de Vakıflar Genel Müdürlüğü bu kararı yeterli bulmamış, kendilerinin hasım tutularak dava edilmesi talebinde bulunmuştur.

1942 yılında Vakıf evladı Derviş Mustafa Yönel tarafından bu kez Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilerek tekrar açılan dava, 1954 senesinde Derviş Mustafa Yönel’in vefatından sonra, (Derviş Mustafa’nın oğlu) Vakıf evladı Hasan Ferit Yönel tarafından takip edilerek sonuçlandırılmıştır.   

1961 yılına gelindiğinde hukuk mücadelesinin sonucunda; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.1961 tarihli 1956/1185 esas, 1961/324 karar sayılı kararı ile ailenin nesilden gelen Vakıf evlatları olduğu, Vakıf evladı Hasan Ferit Yönel için verilen kararla tespit edilmiştir.



Yargıtay’ın 13.11.1961 tarih ve 61/4170 esas, 61/4246 karar sayılı YARGITAY İLAMI ile İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.1961 tarihli 1956/1185 esas, 1961/324 kararının “ESASININ ONANMASINA” karar verilmekle mahkeme kararı esas yönünden kesinleşmiştir.




Bu kararın anlamı ise; Hasan Ferit Yönel’in ve dolayısı ile onun ailesinin vakıf senedindeki vasiyete, Vakıflar Kanununa, bağlı mevzuata ve yerleşik Yargıtay Uygulamalarına göre “Mimar ı Sultani Sinanuddin (Mimar Sinan) Atik Yusufağa Vakfı” üzerindeki bilcümle hakkın sahibi olduğudur. 

1962 yılında ise sadece mahkeme masraflarına yönelik Yargıtay bozma kararına yerel mahkemece uyulması sebebiyle devam eden yargılama süreci sonucunda ; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.05.1962 tarihli 962/339 esas, 962/441 karar sayılı kararı ile “bozma ilamına uyulmasına, esas hakkında yeniden bir karar verilmesine lüzum bulunmadığına Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine sonuçlanmıştır. 



Vakıflar Genel Müdürlüğünün süreyi uzatmak için art niyetli tutumlarından olsa gerek ki mahkeme masrafları konusunda lehlerine sonuçlanan bir davaya dahi itiraz ederek tekrardan konuyu Yargıtay’a götürmüşlerdir.

1963 yılında 07.02.1963 tarihinde verilen ikinci YARGITAY İLAMINDA temyiz eden davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün bütün temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme hükmü ONANMIŞ ve hukuk süreçi tamamlanmıştır.


Vakıflar Yasasının yürürlüğe girmesine müteakiben 24 sene süren hukuk mücadelesinin neticesinde 1961 senesinde Yargıtay kararı ile nesilden gelen Vakıf evlatları var olduğu tespit edilmiştir.

Tüm Hukuk süreci 07.02.1963 tarihinde tamamlandığından 30 gün içinde
 
YARGITAY İLAMINA
 
uyulup Vakıfname şartları ve Vakıflar Kanunu gereği Vakfın idaresi aileden Hasan Ferit Yönel’e iade edilmesi gerekmekte idi.   
 
Vakfın idaresini iade etmeyip tahminen vakıf Malları üstünde yapılan usulsüzlükleri örtbas etmek isteyen Kurum ve mensupları; bu sefer
 
06.03.1963 gün ve 72/74
Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisi kararı ile

 
Hukuk sürecinin tamamlanmasından tam 27 gün sonra
 
tüm Hukuk kuralarını çiğneyerek davalı oldukları mahkeme süreçlerini yok sayarak, tevliyetin (yönetimin) on yıldan fazla açık kalmış olmasını ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunun 39. Maddesini gerekçe göstererek 

o ana kadar mülhak (yöneticisi belli vakıf) statüsünde bulunan vakfı
 
MAZBUT VAKIFLAR
 
arasına almıştır.


Vakıflar Genel Müdürlüğü kendi idari kararını bağımsız yüce mahkemelerden üstün tutmuş ve Vakfın idaresini geri teslim etmemiştir.

Bu icraatları ile Vakıflar Kanunu da çiğnenmiştir. Soydan gelen evlatları görmek istememişlerdir.


(2762 sayılı 1935 tarihli Vakıflar Kanununda:

Madde 19 -
Umum Müdürlükçe tevcih yapılmadan, mütevelli vakfa el koyamaz.

Madde 21 -
Boş kalan mütevellilik, yenisine verilinceye kadar, vakıf işlerine Umum Müdürlük bakar. Mütevelli olması lazım gelenlerden kimse sağ kalmamışsa o vakıf mazbut vakıflar arasına alınır.

Madde 39 - On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılmaz. Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa hakları mahfuzdur.)

DANIŞTAY KARARI: ‘’on yıllık sürenin nizasız ve tartışmasız geçirilmesi gereken bir süre olduğu, vakıf evladının mütevelli olarak tayin edilmesi için dava açması halinde bu davanın devamı sırasında geçen sürenin 39. maddede öngörülen on yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaması gerektiği’’  

 

 BU HUKUKA ve YASALARA AYKIRI İDARİ KARARI
VAKIF EVLATLARI ANCAK 1994 YILLINDA 
VERİLEN CEVABLA öĞRENEBİLMİŞLERDİR.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kendi bünyesinde idari bir kararı
olduğu için Vakıf evlatlarına bu karar hiç bir şekilde tebliğ edilmemiştir.


 

VAKIF EVLATLARINCA 
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ

nde açılan dava 27.12.1995 tarihinde 
süre yönünden REDDİNE karara bağlanmıştır.



 

DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ'nin 27.12.1995 tarihli kararın 
BOZULMASINA 15.12.1997 tarihinde karara bağlamıştır.




 

DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün KARAR DÜZELTME TALEBİNİN
REDDİNE 07.12.2000 tarihinde karara bağlamıştır.


 

 
1994 YILINDA BAŞLATILAN YENİ HUKUK SÜRECİNDEN
 
TAM  7 YIL SONRA

2001 YILINDA ESAS HAKKINDA 
DAVA  BAŞLAYABİLMİŞTİR.


ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ
davayı 30.05.2001   tarihinde karara bağlamıştır.

Bu karar 02.07.2001 tarihinde ilk defa yazılmış
Kararın ikinci sayfanın ilk paragrafında 
 "Davacı...... bir ay sonra mazbut vakıflar arasına alındığını ileri sürerek"
yazılı iken imzaya sunulmamış.




 

 
Bu karar 19.07.2001 tarihinde ikinci defa yazılmış
Karar metninin ikinci sayfa ilk paragrafında yazılı
 "Davacı...... bir ay sonra mazbut vakıflar arasına alındığını ileri sürerek"
 davanın ana sebebi karar metninden çıkarılmış, hukuk süreci gözardı edilerek
vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasında yasal aykırılık görülmemiştir.
 


 

VAKIF EVLATLARI AVUKATLARININ
DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA 
7. İDARE MAHKEMESİ ÜSTÜNDEN SUNDUĞU DİLEKCEDE DE
 
2.sayfanın ilk paragrafında özellikle belirtilen
vakfın Hukuk sürecinden 27gün sonra
MAZBUT VAKIFLAR 
arasına alındığı da KARALANMIŞ.



 

DANIŞTAY ONUNCU DAİRENİN
1998 YILINDA 
emsal bir kararı olduğu için mi evraklarda
bu değişiklikler yapılarak önlem alınmıştır.

EMSAL KARAR: ‘’on yıllık sürenin nizasız ve tartışmasız geçirilmesi gereken bir süre olduğu, vakıf evladının mütevelli olarak tayin edilmesi için dava açması halinde bu davanın devamı sırasında geçen sürenin 39. maddede öngörülen on yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaması gerektiği’’

DANIŞTAY ONUNCU DAİRENİN 
BU KARARINDAN SONRA ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİNİN
2001 YILINDA BU KARARI NE KADAR HUKUKA UYGUNDUR?

 


DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
KARAR ve DİLEKÇEDEKİ DEĞİŞİKLİKLERLE
YANILTABİLİNMİŞ AYNI MAHKEMENİN 
1998 YILI EMSAL KARARINA RAĞMEN
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ'nin 30.05.2001 tarihli kararında 
bu gerçekler görülemediğinden 27.03.2003 tarihinde onaylanmıştır .



 

 EVLADİYET KARARI SÜRECİ TOPLAM 26 YIL BU İKİNCİ SÜREÇ İSE 9 YIL
TOPLAM MAHKEME SÜRECİ 35 YILDIR.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün basın açıklamalarında
VAKIFLARA - VAKIF EVLATLARINA 
DUYDUKLARI SAYGI ve BU İŞLEMLER

Kamuoyunun takdirine sunulur.

 

T A R İ H İ     A Y I P - S K A N D A L L A R     S E R İ S İ

 S K A N D A L  -  I

TÜM YARGI KARARLARI
ve
KANUNLAR ÇİĞNENEREK

VAKFIN YöNETİMİ 

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 
TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMİŞTİR

 

 

 S K A N D A L  -  II

VAKFIN MALVARLIĞI
 
YÜCE MİMARIN VASİYETİ
 

AYAKLAR ALTINA ALINARAK

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NCE
USULSÜZCE ÇARCUR EDİLMİŞTİR

 

 S K A N D A L  -  III

VAKFIN MALVARLIĞI
 
DEĞERİNİN % 90 ALTINDA
 

KULLANDIRILMAKTADIR

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
"VAKFIN MAL VARLIĞI YOKTUR DİYEREK"
BU GELİRLERİ DAHİ YILLARCA GİZLEMİŞTİR

 

 

 

 S K A N D A L  -  IV

BU VAKIF MEŞHUR
 
MİMAR SİNAN'IN DEĞİL


BİR KöLENİN VAKFIDIR DİYEREK

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
SKANDALLARI HAKARETLE öRTBAS ETME ÇABASINA GİRMİŞTİR

 


VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BASIN AÇIKLAMALARINDA

“Vakıflarımızı kuran atalarımızın vakfiyelerde yer alan koşullarını gerçekleştirirken, vakıflara duyduğumuz saygı kadar onların evlatlarına ve evlatlarının haklarına duyduğumuz saygı da sonsuzdur“. DEMEKTEDİR.


MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF AĞA
VAKFINA 74 YIL ve GÜNÜMÜZDE YAPILAN İŞLEMLER ORTADADIR.
 
BASIN AÇIKLAMASI VE İŞLEMLER  
KAMUOYUNUN TAKDİRİNE SUNULUR.
 
 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI ve

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ

ABDULLAH GÜL

ülkemizin en üst makamı ve son merci olarak konu hakkında teferruatlı bir şekilde bilgilendirmek amaçlı, 30.07.2009 tarihinde verilen dilekçe ve delil ekleri sunulmuştur.

11.09.2009 tarihinde elimize ulaşan cevapda ".....ilgi dilekçeniz ile ekleri aşağıdaki tarihi ve sayısı belirtilen yazımızla Vakıflar Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığına gönderilmiştir." denmektedir.

T.C. BAŞBAKANLIK VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN
SORUMLU DEVLET BAKANI ve
 


BAŞBAKAN YARDIMCISI

SAYIN BÜLENT ARINÇ


05. Haziran 2009 tarihinde  T.B.M.M. Makamında ziyaret edilmiş Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticilerinin özellikle son iki senede de yaptığı usulsüz işlemler hakkında bilgi verilmiş  tüm deliller incelenmek için sunulmuştur.

Sayın Bakandan bu güne kadar hiç bir cevab alınamamıştır.

T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
30.07.2009 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticilerinden

Yusuf BEYAZIT (Vakıflar Genel Müdürü)
Aydın SEÇKİN (Vakıflar Genel M. Vekili)
Oya Ercil (1. Hukuk Müşaviri)
İbrahim POLAT (Strateji Gelişt. D. Bşk.)
Ahmet VURGUN (Strateji G. Daire Bşk V.)
İzzet GÜNGöREN (Mazbut Vakıflar Şb. M.)
hakkında mevzuata aykırı iş ve işlemleri sebebiyle Vakıf evlatları şikayet dilekçesi vermişlerdir. Sayın Başsavcılık makamınca soruşturma dosyası tüm ekleri ile birlikte
06.08.2009 tarihinde Başbakanlığa gönderilerek “soruşturma izni”talep edilmiştir.





ÜLKENİN TÜM GEREKLİ KURUMLARI 
KONU HAKKINDA TÜM DELİLER İLE 
BİLGİLENDİRİLMİŞTİR



Detaylı bilgileri burdan seçiniz

Basında çıkan haberler

Hukuk danışmanlarımız

Hukuk
Başdanışmanımız

 Avukat
A y h a n
Tuncer


TUNÇ HUKUK BÜROSU
Ankara

Tel: 0 312 - 231 25 40

ayhantuncer04@hotmail.com
 

Dernek kuruluşu

MAĞDUR VAKIF 
EVLATLARI DERNEĞİ 

KURULUŞ ÇALIŞMALARI 
BAŞLATILMIŞTIR


Katılmak isteyenler

0312 - 231 25 40

miy@yusufagavakfi.com



Habertürk Gazetesinin
gösterdiği ilgiye teşekkür ederiz.


Akşam Gazetesinin
gösterdiği ilgiye teşekkür ederiz.


 
MAY-Hosting CMS 3.5 - Mazbut vakıflar arasına alınmasındaki usulsüz işlemler - Mimar-ı Sultanı Sinanuddin atik Yusuf bin Abdullah